<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>smsmese.org &#187; medefe</title>
	<atom:link href="http://smsmese.org/author/medefe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://smsmese.org</link>
	<description>Türkiye&#039; nin Doğa Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 May 2010 18:00:32 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bu 10 yiyecek siz de alerji yapabilir</title>
		<link>http://smsmese.org/1210/bu-10-yiyecek-siz-de-alerji-yapabilir/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1210/bu-10-yiyecek-siz-de-alerji-yapabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 20:18:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1210/bu-10-yiyecek-siz-de-alerji-yapabilir/</guid>
		<description><![CDATA[Alerjiye neden olan gıdaları öğrenerek evinize gelen misafirlerinizin hayatını kurtarabilirsiniz. Howstuffworks isimli sitede yer alan habere göre, işte alerji yapan 10 gıda:
1. Buğday: Alerjisi olanlar buğday ununu soluyunca ciddi sorunlarla karşılaşırlar. Buğday alerjisi çocuklukta ya da ileriki yıllarda oluşabilir. Buğday için alerjik reaksiyonlar arasında astım, ürtiker, atopik dermatit, alerjik rinit (burun akıntısı) ve anafilaktik şok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/yiyecek.jpg" alt="yiyecek" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1209" />Alerjiye neden olan gıdaları öğrenerek evinize gelen misafirlerinizin hayatını kurtarabilirsiniz. Howstuffworks isimli sitede yer alan habere göre, işte alerji yapan 10 gıda:</p>
<p>1. Buğday: Alerjisi olanlar buğday ununu soluyunca ciddi sorunlarla karşılaşırlar. Buğday alerjisi çocuklukta ya da ileriki yıllarda oluşabilir. Buğday için alerjik reaksiyonlar arasında astım, ürtiker, atopik dermatit, alerjik rinit (burun akıntısı) ve anafilaktik şok yer alıyor.</p>
<p>Buğday ekmekler, fırında satılan gıdalar ile tahılların yanında çorbalarda ve soslarda kıvam artırıcı olarak kullanılıyor. Bu nedenle, buğday alerjisi olanların çok dikkat etmesi gerekiyor.</p>
<p>2. Soya fasulyesi: Üreticiler, 1950′lerde süt yerine soya sütü kullanmaya başladılar. Çünkü, soya sütü inek sütünden daha az alerjik reaksiyona sebep oluyor.</p>
<p>Soya alerjisi, yetişkinlerden daha çok küçük çocuklar arasında daha yaygındır. Hemen her şeyde soya bulunduğu için bu gıdadan uzak durmak çok zor. Soya yüksek protein içeriği nedeniyle, sağlıklı yiyeceklerin yanında paketlenmiş gıdalarda katkı maddesi olarak yaygın şekilde kullanılıyor.</p>
<p>Ürtiker, astım ve anafilaktik şokun yanında, soya fasulyesi ayrıca kolit, aft veya akne patlamasına neden olabiliyor.</p>
<p>3. Su kabukluları: Birçok deniz kabuklusu olduğundan, birine alerjiniz olması diğerlerine de olduğu anlamına gelmiyor. Doktorlar, aynı anda birçok deniz kabuklusuna karşı alerjiniz olup olmadığını belirleyen cilt testi ile kan testini öneriyorlar.</p>
<p>Deniz kabukluları alerjisinde reaksiyonlar ürtiker, astım, atopik dermatit ya da anafilaktik şoktur. Bu alerji türü genellikle, yetişkinlik çağına kadar ortaya çıkmıyor.</p>
<p>4. Balık: Birçok balığın alerjik olmasına rağmen, morina ve somon balığı, diğer balık türlerinden daha fazla alerjik reaksiyona yol açıyor. Diğer alerjik balıklar arasında ise hamsi, ton balığı, uskumru ve sardalye bulunuyor.</p>
<p>Bir balığa alerjiniz varsa, diğer türüne de olabilir. Bu nedenle deniz ürünleri satan restoranlara gitmemeye çalışın.</p>
<p>5. Kabuklu yemişler: Sert kabuklu yemişe alerjisi olanlar, bunu tüm yaşamları boyunca çekiyorar. Sindirim problemlerinin yanında, astım, ürtiker, atopik dermatit ve anafilaktik şok gibi alerjik reaksiyonlara yol açıyor.</p>
<p>En yaygın alerjik yemişler ise ceviz, badem ve kaju fıstığıdır. Uzmanlar, hangi kuru yemişe alerjiniz olduğunu bilmiyorsanız hiçbirini yememenizi öneriyorlar. Ayrıca, şampuanların ve losyonların içinde bu kuruyemişlerin kullanılıp kullanılmadığına bakılmasını istiyorlar.</p>
<p>6. Yerfıstığı: İnsanlarda alerjiye neden olan yerfıstığının adı çoktan çıktı. En yaygın alerjiler arasında olan yerfıstığı, ölüme bile yol açabiliyor. Özellikle küçük çocuklarda yaygın olan alerji, atopik dermatit, astım, ürtiker ya da hayatı tehdit eden anafilaktik şoka neden oluyor. İlginç bir şekilde yerfıstığı kabuklu yemiş değildir, baklagildir.</p>
<p>7.Yumurta: Bir kişinin yumurtanın hem beyazına hem de sarısına alerjisi olabilir. Her ikisi de alerjik reaksiyonları tetikleyen proteinler içeriyor. Bu reaksiyonlar arasında atopik dermatit, ürtiker ve anafilaktik şok bulunuyor. Diğer yaygın belirtisi ise alerjik rinit yani burun akıntısıdır.</p>
<p>Yumurtaya alerjisi olanlar mayonezden, fırında satılan ürünlerden uzak durmalı. Pastaların, işlenmiş etlerin ve şekerlemelerin etiketlerini dikkatlice okumaları gerekiyor. Ürünlerin etiketinde şu maddeleri görürseniz bu gıdalardan uzak durun: ovalbumin, ovoglobulin, ovomucoid, ovomucin, ovotransferrin, ovovitelia, ovovitelin, globulin, silici albunate, albumin, lecithin, livetin, simplesee, vitellin and lysosyme</p>
<p>8. Süt: İnek sütü, özellikle küçük çocuklar için dünyadaki en yaygın alerjik gıdalardan biridir. Çocukların bir yaşından önce, yaklaşık yüzde 2-5′inin inek sütüne alerjisi olduğu tahmin ediliyor. Bazı doktorlar, ailelere çocuklar 1 yaşına gelene kadar inek sütü vermemelerini öneriyorlar.</p>
<p>İnek sütüne karşı ortaya çıkan alerjik reaksiyonlar ürtiker, astım ve anafilaktik şoktur. Diğer yaygın reaksiyon ise atopik dermatit olarak bilinen durumdur.</p>
<p>9. Susam: Susam alerjisi özellikle Japonya ve Çin&#8217;de daha yaygındır. Susam alerjisi anafilaktik şoku tetikleyebiliyor. Eğer susam alerjiniz varsa, hayatınızın geri kalan kısmıında susamdan uzak durmalısınız.</p>
<p>Son 20-30 yılda susam, Amerika&#8217;da da yaygınlaşmaya başladı. Uzmanlar, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)&#8217;nin 8 alerjik gıda listesine susamı da eklemesini öngörüyorlar.</p>
<p>10. Kereviz: Kereviz en yaygın suçlulardan biri. Kereviz cildinizi kaşındırabilir ve tahriş edebilir, Ürtikere yol açabilir ya da ağız çevrenizde kabarmalara neden olabilir. Diğer reaksiyonlar ise bulantı, astım ve hatta anafilaktik şok.</p>
<p>Bu tür reaksiyonlardan kaçınmak için bazı meyve ve sebzeleri pişirebilirsiniz. Ancak, kereviz oral alerji sendromunu tetikleyebilir. Kereviz baharatlarda ve çorba ya da güveç gibi işlenmiş gıdalarda gizli bir şekilde kullanıldıysa, alerjisi olan birini etkileyebilir.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1210%2Fbu-10-yiyecek-siz-de-alerji-yapabilir%2F&amp;linkname=Bu%2010%20yiyecek%20siz%20de%20alerji%20yapabilir">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1210/bu-10-yiyecek-siz-de-alerji-yapabilir/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1210/bu-10-yiyecek-siz-de-alerji-yapabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hem besleyici hem şifa dolu</title>
		<link>http://smsmese.org/1206/1206/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1206/1206/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 20:14:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1206/1206/</guid>
		<description><![CDATA[Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Diyetisyenlerinden Özgen Arı, AA muhabirine, ıspanakgiller ailesinden olan kırmızı pancarın, bünyesinde barındırdığı özellikleri ve vücuda sağladığı faydaları ile adeta mucize bir sebze olduğunu söyledi.
Kırmızı pancarın toprak içindeki yumrularının kırmızı renkte olduğunu belirten Arı, &#8221;Meyve ve sebzelerdeki kırmızı renk, bu bitkinin antioksidan özellik taşıdığını gösterir. Antioksidan da güç, sağlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1205" src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/turp.jpg" alt="turp" width="296" height="220" />Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Diyetisyenlerinden Özgen Arı, AA muhabirine, ıspanakgiller ailesinden olan kırmızı pancarın, bünyesinde barındırdığı özellikleri ve vücuda sağladığı faydaları ile adeta mucize bir sebze olduğunu söyledi.</p>
<p>Kırmızı pancarın toprak içindeki yumrularının kırmızı renkte olduğunu belirten Arı, &#8221;Meyve ve sebzelerdeki kırmızı renk, bu bitkinin antioksidan özellik taşıdığını gösterir. Antioksidan da güç, sağlık demektir. Kırmızı pancara rengini veren pigmentler kansere karşı savaşta etkili bir sebze olmasını sağlıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Kırmızı pancarın, vitamin ve mineral zengini olmasına karşın, tüketiminin çok yaygın olmadığını anlatan Arı, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Kırmızı pancar A, B, C ve P vitaminlerinden zengindir. İştah açıcı, besleyici özelliği vardır. Bileşiminde bulunan ve radyoaktif bir eleman olan rubidyumun sindirim üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Pancar aynı zamanda fosfor, demir, bakır, potasyum, magnezyum, kalsiyum, brom, çinko ve manganez bakımından da zengindir. Bitki, beta karoten ve folat bakımından zengin yapısıyla bağışıklık sistemini güçlendirip kan yapımına destek verir. Kırmızı pancarın suyu en güçlü kan düzelticilerden biridir. Havuç suyu ile yarı yarıya karıştırılan kırmızı pancar suyu, içildiğinde alyuvarların sayısını kısa zamanda yükseltir. Özellikle soğuk algınlığı enfeksiyonlarının arttığı kış aylarında kırmızı pancarın tüketilmesi, vücudun direncini artırır.&#8221;</p>
<p>BİR BARDAK PANCAR SUYU HİPERTANSİYONA KARŞI ETKİLİ</p>
<p>Arı, genellikle elma, havuç gibi meyvelerle kokteyl yapılarak içilmesini önerdiği kırmızı pancar suyunun hipertansiyona karşı da etkili olduğunu bildirdi.</p>
<p>Kırmızı pancar suyunun kan basıncını düşürücü etkiye sahip bir sebze olduğunu belirten Arı, &#8221;Yüksek oranda potasyum içerdiği için günde bir bardak kırmızı pancar suyu içmek yüksek tansiyonu düşürür. Kırmızı pancar suyunu yoğurtla karıştırıp yemek ise vücudun enerji depolarını doldurur&#8221; dedi.</p>
<p>Arı, kırımızı pancarın taze sıkılmış suyunun yanında, taze, çiğ ve rendelenmiş şekilde de tüketilebileceğini kaydetti.</p>
<p>Kırmızı pancarın salatalarda tüketilmesinin alışkanlık hale getirilmesini öneren Arı, demir eksikliği olanlar için de önemli bir sebze olduğunu bildirdi.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1206%2F1206%2F&amp;linkname=Hem%20besleyici%20hem%20%C5%9Fifa%20dolu">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1206/1206/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1206/1206/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitkisel hayatla iletişim kuruldu</title>
		<link>http://smsmese.org/1204/bitkisel-hayatla-iletisim-kuruldu/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1204/bitkisel-hayatla-iletisim-kuruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 19:41:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1204/bitkisel-hayatla-iletisim-kuruldu/</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere’de uzmanlar, yedi yıldır komada bulunan bir hastayla düşünce gücü aracılığıyla temas kurmayı başardı.
Bitkisel hayattaki hastalarla iletişim kurmayı temel alan araştırmanın sonuçları, ABD&#8217;de yayımlanan “New England Journal of Medicine” dergisinde yer aldı.
Araştırmada İngiliz uzmanların yanı sıra Belçikalı bilim adamları da yer aldı. Uzmanlar araştırma sırasında kısaca fMRI adı verilen fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme cihazından yararlandılar.
fMRI [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/beyin.jpg" alt="beyin" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1203" />İngiltere’de uzmanlar, yedi yıldır komada bulunan bir hastayla düşünce gücü aracılığıyla temas kurmayı başardı.<br />
Bitkisel hayattaki hastalarla iletişim kurmayı temel alan araştırmanın sonuçları, ABD&#8217;de yayımlanan “New England Journal of Medicine” dergisinde yer aldı.</p>
<p>Araştırmada İngiliz uzmanların yanı sıra Belçikalı bilim adamları da yer aldı. Uzmanlar araştırma sırasında kısaca fMRI adı verilen fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme cihazından yararlandılar.</p>
<p>fMRI beyin tarayıcısı, toplam 23 hasta üzerinde uygulandı. Hastalardan dördünde bilinçlilik işaretleri görüldü. Emarelerin gözlendiği örnek vakalardan biri de 2003&#8242;te geçirdiği trafik kazasının ardından ağır beyin travması yaşayan bir hastaydı. Hastanın beyin faaliyetlerini bilinçli olarak değiştirerek, uzmanların sorularına &#8220;evet&#8221; ve &#8220;hayır&#8221; seçenekleriyle karşılık verebildiği saptandı.</p>
<p>Uzmanlar da şaşırdı</p>
<p>Hastada gözlenen bilinç işaretleri &#8220;babanızın adı Thomas mı&#8221; sorularla sınandı. Bu soruya hayır yanıtı veren 29 yaşındaki hasta, soru Alexander şeklinde tekrarlanınca evet yanıtını verdi. Bu sorulara &#8220;evet&#8221; ya da &#8220;hayır&#8221; yanıtları verilmesi istendi. Soruların ardından hastanın beyni fMRI cihazıyla tarandı. Hastanın beyin faaliyetlerini değiştirme suretiyle sorulara karşılık verdiği belirlendi.</p>
<p>Araştırmada yer alan uzmanlardan Cambridge Üniversitesi öğretim görevlisi Adrian Owen, hastanın düşünce yoluyla tüm sorulara doğru cevap verdiğini belirtti. Owen, sonuçların kendilerini çok şaşırttığını söyledi.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1204%2Fbitkisel-hayatla-iletisim-kuruldu%2F&amp;linkname=Bitkisel%20hayatla%20ileti%C5%9Fim%20kuruldu">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1204/bitkisel-hayatla-iletisim-kuruldu/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1204/bitkisel-hayatla-iletisim-kuruldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayakkabılara dikkat</title>
		<link>http://smsmese.org/1202/ayakkabilara-dikkat/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1202/ayakkabilara-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:25:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1202/ayakkabilara-dikkat/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye soğuk ve kar yağışlı havanın etkisi altına girdi. Kar yağışı ve soğuk nedeniyle meydana gelen buzlanmalarda kayarak düşen çok sayıda kişi hastanelerin ortopedi servislerini doldurdu. Buzlu havada yürümenin inceliklerine dikkat çeken Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yel, kendilerine gelen düşmeye bağlı yaralanma sayılarında artış olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/kış.jpg" alt="kış" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1201" />Türkiye soğuk ve kar yağışlı havanın etkisi altına girdi. Kar yağışı ve soğuk nedeniyle meydana gelen buzlanmalarda kayarak düşen çok sayıda kişi hastanelerin ortopedi servislerini doldurdu. Buzlu havada yürümenin inceliklerine dikkat çeken Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yel, kendilerine gelen düşmeye bağlı yaralanma sayılarında artış olduğunu söyledi.</p>
<p>Prof. Dr Mustafa Yel, kışın sert yüzünü gösterdiği şu günlerde sokakta yürürken dikkatli olunmasını istedi. Sokağa çıkacak kişilerin yüksek topuklu, kösele, plastik ve yumuşak tabanlı ayakkabıların giyilmemesi uyarısında bulunan Yel, &#8220;Karlı ve buzlu yollarda yürürken vücut dengesinin korunması için kısa ve yavaş adımlarla yürünmeli. Elleriniz kesinlikle cebinizde olmasın. Lastik, kauçuk tabanlı ayakkabıları tercih edin.&#8221; tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>EN FAZLA YARALANMALAR YAŞLILARDA MEYDANA GELİYOR</p>
<p>Kayarak düşmenin ciddi sakatlıklara ve ölümlere neden olabileceğini dile getiren Yel, özellikle yaşlılarda uzun süre iyileşmeyen kırıklar meydana gelebildiğini aktardı. Öğretim üyesi Yel, &#8220;Son günlerde bize gelen düşmeye bağlı yaralanmaların büyük kısmını yaşlılarımız oluşturuyor. Özellikle camiye giderken, evde ya da şadırvanda abdest alırken meydana gelen düşmelerde ölüme kadar giden ciddi yaralanmalar meydana geliyor. Özellikle 70 yaş üstü kişilerde kemikler zayıf olduğu için düşme sonrası ciddi kırıklar oluşuyor. Hatta bazıları ölümle sonuçlana biliyor. Mümkünse yaşlılar sokağa çıkmasın.&#8221;dedi.</p>
<p>Konya Özel Selçuklu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Önder Akkuş ise düşmeye bağlı yaralanmalarda yaşlılarda bacak ve kalça kemiği kırıklarının yaygın, gençlerde ise bilek kemiği kırıklarının olduğunu dile getirdi.</p>
<p>KARLI VE BUZLU ZEMİNLERDE YAPILMASI GEREKENLER</p>
<p>Uzmanlar kışın karlı havalarda aşağıdaki tavsiyelerde bulundu.</p>
<p>Buzlu ve karlı havalarda gideceğiniz yere ulaşmak için acele etmeyin.</p>
<p>Fazla kullanımdan dolayı kar ve buzlanmanın daha az olacağı ana caddeleri tercih edin.</p>
<p>Kestirme yolları kullanmayın.</p>
<p>Mümkünse yokuştan çıkmayın.</p>
<p>Yokuş aşağı inerken de destek alabilmek için tutunabilecek nesneler arayın.</p>
<p>Hızlı hareket etmeyin.</p>
<p>Yüksek topuklu, kösele, plastik ve yumuşak tabanlı ayakkabılar giymeyin.</p>
<p>Lastik, kauçuk tabanlı ayakkabıları tercih edin.</p>
<p>Kayma riski daha az olan karda yürümek de düşme ve sakatlanma olasılığını azaltır.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1202%2Fayakkabilara-dikkat%2F&amp;linkname=Ayakkab%C4%B1lara%20dikkat">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1202/ayakkabilara-dikkat/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1202/ayakkabilara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanı fazla sulandırmaya Dikkat!</title>
		<link>http://smsmese.org/1200/kani-fazla-sulandirmaya-dikkat/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1200/kani-fazla-sulandirmaya-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1200/kani-fazla-sulandirmaya-dikkat/</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, yanlış kullanılan soğuk algınlığı ilaçlarının bazen ölümcül olabilen alerjilere, karaciğer, böbrek ve kalp-damar problemlerine, kan hücrelerinde düşmelere ve kanı fazla sulandırarak kanamalara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilaçların, başta enfeksiyonlar ve ağrılar başta olmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/hap.jpg" alt="hap" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1199" />Uzmanlar, yanlış kullanılan soğuk algınlığı ilaçlarının bazen ölümcül olabilen alerjilere, karaciğer, böbrek ve kalp-damar problemlerine, kan hücrelerinde düşmelere ve kanı fazla sulandırarak kanamalara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilaçların, başta enfeksiyonlar ve ağrılar başta olmak üzere hastalıkların tedavisini sağlayan en önemli maddeler olduğunu söyledi.</p>
<p>İlaçların tedavi edici özelliğinin yanı sıra bilinçsiz ve kontrolsüz kullanıldığında &#8221;ölümcül bir silah&#8221; olabileceğine dikkati çeken Şenol, &#8221;Düzgün olmayan ilaç kullanımları sonucunda ortaya çıkan ilaç yan etkileri, bugün dünyada önemli hastalıklar ve ölüm nedenleri arasındadır&#8221; dedi.</p>
<p>Şenol, yanlış ilaç kullanımının genellikle reçetelenmesi gerekmeyen &#8221;market ilaçları&#8221; olarak adlandırılan ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, nezle ilaçları ya da vitamin ve bitkisel kökenli takviyelerin fazla dozda ya da gereğinden uzun süre, birden fazla ilaçla birlikte, kalp, böbrek, karaciğer hastaları gibi olumsuz ilaç etkilerine duyarlı kişilerde kullanılması sonucu ortaya çıktığını bildirdi.</p>
<p>Bazı ilaçların, yiyecek ve içeceklerle de etkileştiğini ve bu nedenle yanlış kullanıma neden olduğunu vurgulayan Şenol, bir ilacı güvenli kullanabilmek için şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>&#8221;Kullanılan ilacın adı, nasıl kullanıldığı ve ne dozda alınması gerektiği bilinmeli. Kullanılan ilaçların adları ve kullanılan doz, not edilerek listelenmeli. Yeni bir ilaca başlanacağında ya da bir sağlık kuruluşuna başvurulacağında bu liste hekime gösterilmeli. İlaç, hekim tarafından ne şekilde öneriliyorsa öyle kullanılmalı. Kullanılan ilaçla ilgili akla takılan sorular sorulmalı ve ayrıntılı bilgi edinilmeli. Hekim dışında, bir başkasının kullandığı ve önerdiği ilaç kullanılmamalı. İşi biten ilaçlar imha edilmeli, başkalarının kullanamayacağı biçimde atılmalı. Özellikle şeker hastalığı olanlar, yüksek tansiyon hastaları, böbrek hastaları ilaç kullanımında çok dikkatli olmalı.&#8221;</p>
<p>Şenol, ilaçların yan etkilerinin özellikle bazı yaş gruplarında ve kimi kronik hastalıklarda daha tehlikeli olduğunu belirterek, &#8221;5 yaş altı çocuklar, 65 üstü erişkinler, diyabet için insülin alanlar, epilepsi (sara) ilaçları kullananlar, digoksin gibi kalp ilaçları ve kanı sulandırıcı ilaçları kullananlar, narkotik analjezik denilen güçlü ağrı kesicileri alanlar ile aynı anda birden fazla sayıda ilaç kullananlar olumsuz etkilere daha duyarlıdır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>SOĞUK ALGINLIĞI İLAÇLARININ ÇOCUKLARDA KULLANIMINA DİKKAT</p>
<p>Soğuk algınlığı nedeniyle başvurulan ilaçların, burun tıkanıklığını, ağrıları ve ateşi hafiflettiğini, ancak hastalık süresini kısaltmadığını ifade eden Şenol, &#8221;Yanlış kullanımları ise bazen ölümcül olabilen alerjilere, karaciğer, böbrek ve kalp-damar problemlerine, kan hücrelerimizde düşmelere ve kanı fazla sulandırarak kanamalara yol açabilir&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p>Şenol, FDA (Amerikan Gıda-İlaç Birliği) tarafından 4 yaş altı çocuklarda öksürük şuruplarının ve nezle ilaçlarının kullanımının yasaklandığını belirterek, 6 aydan küçük çocuklarda ise kullanılabilecek tek ateş düşürücü olarak &#8221;asetaminofen&#8221; önerildiğini söyledi.</p>
<p>Ateş düşürücülerin, damla, şurup ve tablet formlarına da dikkat edilmesi, 6 aydan küçük çocuklardaki damla formülünde, şuruptan çok daha fazla miktarda ilaç bulunduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Şenol, &#8221;Cerrahi bir girişim öncesi aspirin gibi kanı sulandıran ilaçlar ve bitkisel takviyeler kesilmeli, ameliyatı yapacak hekime kullanılan tüm ilaçların listesi bildirilmeli. Pek çok ilacın, zararlı etkilerinin giderilmesinde ve vücuttan atılmasında karaciğer en önemli organdır. Bu yüzden ilaç kullananlar, 3 kadehten fazla alkol kullanmamalı&#8221; dedi.</p>
<p>Şenol, kimi ilaçların da olası yan etkileri nedeniyle birlikte kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:</p>
<p>-Soğuk algınlığı ve alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar ve öksürük şurupları, alkol ve uyku verici ilaç veya bitkisel takviyelerle kullanılmamalı.</p>
<p>-Gut ve diyabet ilaçları, aspirin ile kullanılmamalı.</p>
<p>-Mide ağrısı ve bulantı, kusması olanlar, kabızlık giderici ilaçları kullanmamalı.</p>
<p>-Tansiyon, depresyon, kalp, guatr, diyabet ilaçları alanlar, prostat sorunları olanlar, burun açıcılar kullanmamalı.</p>
<p>-Tansiyonu yüksek olanlar ve tansiyon ilaçları alanlar, kanama problemi olanlar, karaciğer, böbrek hastası olanlar ağrı kesici kullanmamalı ya da hekim önerisi ile kullanmalı.</p>
<p>-Reçete edilen ilaçlar arasında en yanlış kullanılan ilaç grubu ise antibiyotiklerdir. Genellikle gerekmediği halde kullanılmaları hem bireysel hem toplumsal hasarlara neden olmaktadır.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1200%2Fkani-fazla-sulandirmaya-dikkat%2F&amp;linkname=Kan%C4%B1%20fazla%20suland%C4%B1rmaya%20Dikkat%21">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1200/kani-fazla-sulandirmaya-dikkat/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1200/kani-fazla-sulandirmaya-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalpte sabah saatlerine dikkat: 3 kat artıyor!</title>
		<link>http://smsmese.org/1198/kalpte-sabah-saatlerine-dikkat-3-kat-artiyor/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1198/kalpte-sabah-saatlerine-dikkat-3-kat-artiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:20:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1198/kalpte-sabah-saatlerine-dikkat-3-kat-artiyor/</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan Ökmen bilinenin aksine, kalp krizi vakalarının yaz aylarında değil, kış aylarında artış gösterdiğini ve özellikle sabah saatlerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Ökmen, kalp krizi vakalarının kış aylarında diğer mevsimlere göre iki-üç kat arttığını, bunun sebepleri arasında solunum yolu enfeksiyonları, grip, fazla kalori içeren yağlı besinlerin tüketilmesi ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/kalp.jpg" alt="kalp" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1197" />Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan Ökmen bilinenin aksine, kalp krizi vakalarının yaz aylarında değil, kış aylarında artış gösterdiğini ve özellikle sabah saatlerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Ökmen, kalp krizi vakalarının kış aylarında diğer mevsimlere göre iki-üç kat arttığını, bunun sebepleri arasında solunum yolu enfeksiyonları, grip, fazla kalori içeren yağlı besinlerin tüketilmesi ve bu kalorinin harcanamaması, daha az güneş ile temasın getirdiği bazı hormonal değişiklikler, kapalı havaların oluşturduğu stres olduğunu kaydetti.</p>
<p>Kalp krizinin kış aylarında daha sık olmasının en önemli sebeplerinin ise soğuk havaların uyardığı damarlardaki büzülme, spazm ve tansiyonu yükseltici etkiler olduğunu vurgulayan Ökmen, &#8220;Soğuk havada vücut mevcut ısısını korumak üzere cilde daha az kan gönderir ve bunu da tüm damarlarda, özellikle cildi besleyen damarlarda büzülme oluşturarak yapar. Bu büzülme otomatik olarak tansiyonun yükselmesine neden olur.&#8221; dedi.</p>
<p>Özellikle sabah saatlerinin kan akışkanlığındaki değişim, hormonal faktörler, tansiyonun daha yüksek olması gibi pek çok faktörün etkisi ile kalp krizlerinin en sık görüldüğü saatler olduğunu belirten Ökmen, şu bilgileri verdi: &#8220;Her yerin karlarla kaplı olduğu, güneşli, tazelik hissi uyandıran, beyaz kış sabahları özellikle bilinen damar tıkanıklığı olan ve kalp hastalığı risk faktörlerini yoğun olarak bünyesinde bulunduran, tansiyonu yüksek olan kişiler için günün en tehlikeli zamanıdır. Birçok araştırma, ilginç bir şekilde karlı bir gecenin ardından sabah dışarı çıkıp evinin önündeki ya da arabasının camlarındaki karları temizlerken işe yetişmek için hızlı hareket eden kişilerde kalp krizi geliştiğini ortaya koyuyor. Karların temizlenmesi, yolu açmak ya da arabanın karlı-buzlu camlarını temizlemek aynı zamanda tansiyonu da yükselten ciddi bir egzersizdir.&#8221;</p>
<p>ŞU UYARILARA DİKKAT</p>
<p>Dr. Ökmen, bilinen kalp hastalığı, hipertansiyon, damar tıkanıklığı olan belli bir yaşın üzerinde, yüksek kolesterol, diyabet, aşırı kilo, sigara alışkanlığı, ailede kalp hastalığı gibi risk faktörlerine sahip kişilerin, kalp krizi tehlikesinden korunmak için belli başlı kurallara dikkat etmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Ökmen, kışın kalp krizi riskini azaltmak için şu önerilerde bulundu:</p>
<p>- Kalp, tansiyon hastasıysanız ilaçları düzenli alın.</p>
<p>- Özellikle kar yağışının ertesi günü sabahında yapılacak kar temizleme işini dinlenerek yavaş yavaş yapın, hatta mümkünse yapmayın.</p>
<p>- Egzersiz yapmak için soğukta, açık havada egzersiz yapmak yerine evde, spor salonunda egzersizi tercih edin. Geniş, kapalı mekanlar örneğin alışveriş merkezleri 30 dakikalık bir yürüyüş için uygun ortamlardır.</p>
<p>- Enfeksiyonlar, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları, kalp hastalarında oldukça ağır seyredebilmekte ve bazen kalp krizini ve kalp yetmezliğini uyarabilmektedirler. Alışveriş merkezlerinde yürüyüş-egzersiz yaparken kalabalık olmayan saatleri tercih etmek enfeksiyonlardan korunmak için doğru olur.</p>
<p>- Grip, zatürree aşılarını mutlaka yaptırın.</p>
<p>- Kalp krizi geçirdiyseniz dumanlı, kirli, soğuk havada olabildiğince dışarı çıkmayın. Çıkmak zorundaysanız mutlaka yanınızda dilaltı hapı taşıyın.</p>
<p>- Kış aylarında kilo alındığını unutmayın ve harcayamayacağınız kadar kalorili besinler yemeyin.</p>
<p>- Tansiyon takiplerinizi düzenli olarak yapın.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1198%2Fkalpte-sabah-saatlerine-dikkat-3-kat-artiyor%2F&amp;linkname=Kalpte%20sabah%20saatlerine%20dikkat%3A%203%20kat%20art%C4%B1yor%21">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1198/kalpte-sabah-saatlerine-dikkat-3-kat-artiyor/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1198/kalpte-sabah-saatlerine-dikkat-3-kat-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek ateşli çocuğa asprin vermeyin</title>
		<link>http://smsmese.org/1196/yuksek-atesli-cocuga-asprin-vermeyin/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1196/yuksek-atesli-cocuga-asprin-vermeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1196/yuksek-atesli-cocuga-asprin-vermeyin/</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar; yüksek ateşli çocuğun üzerindeki fazla giysileri çıkartarak az ve gevşek giysiler giydirip, ateşinin düşmesine yardımcı olunmasını tavsiye ediyor. Uzmanlar, yüksek ateşte vücudun daha fazla sıvıya ihtiyaç duyması nedeniyle, bol miktarda sıvı verilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Gemlik Muammer Ağım Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Artar, yüksek ateş sebebiyle titreyen çocukların üzerinin örtülmesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/bebek.jpg" alt="bebek" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1195" />Uzmanlar; yüksek ateşli çocuğun üzerindeki fazla giysileri çıkartarak az ve gevşek giysiler giydirip, ateşinin düşmesine yardımcı olunmasını tavsiye ediyor. Uzmanlar, yüksek ateşte vücudun daha fazla sıvıya ihtiyaç duyması nedeniyle, bol miktarda sıvı verilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Gemlik Muammer Ağım Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Artar, yüksek ateş sebebiyle titreyen çocukların üzerinin örtülmesinin yanlış olduğunu söyledi. Halk arasında yapılan yanlış uygulamaların zaman zaman ölümle sonuçlandığına dikkat çeken Dr. Artar, &#8220;Zaten çocuk ateşten titriyor. anne-babalar da titryen çocukların üzerini örtüyor. Bu son derece yanlış bir yöntem. Çocuklardaki yüksek ateş ılık suyla ( 29-32 derece) duş veya ıslak bezlerle pansuman yapabilirsiniz. Ancak zaten ateşi yüksek olan çocuğun üzerinin örtülmesi havale geçirmesine sebep olabilir. Özellikle 3 ay 5 yaş arası çocuklarda yüksek ateş havaleyşe sebep olabilir. Yüksek ateşli çocukların üzerinin örtülmesi havale riskini beraberinde getiriyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Uz. Dr. Artar, yüksek ateşli çocukların tedavisinde yanlış bilinen bir başka uygulamanın ise aspirinle vücudun silinmesi ve aspirin verilmesi olduğunu kaydetti. Yüksek ateşli çocuklara verilen asprinlerin &#8216;REYE&#8217; denilen sendroma sebep olduğunu dile getiren Dr. Artar, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Özellikle viral enfeksiyonlarda yüksek ateşli çocuğu aspirinli suyla silmek, bebek aspirini vermek son derece yanlıştır. Yüksek ateşli çocuklara bilinçsizce aspirini ağızdan vermek veya vücudunu silmek yoluyla vermek yapılan büyük hatadır. Ateşli çocuklarda yapılan bazı basit işlemler ateşin düşürülmesinde çok yardımcı olurken, bazı yanlış uygulamalar da tedavinin uygun olarak yapılmasını engellemektedir. Alkol ve sirke ile vücudu silmek, üşüyebilir korkusu ile giysilerini çıkartmamak veya daha çok giydirmek. Çok sıcak veya soğuk içecekler vermek.Yanlış ateş düşürücü kullanmak, aşırı dozda veya düşük dozda ilaç kullanmak ve uygun aralıklarda ateş düşürücü kullanmamak gibi davranışlardan kaçınmak gerekiyor. Ateşli çocuklarda ve özellikle bebeklerde aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçı ateşe eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden bir doktora başvurulmalıdır</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1196%2Fyuksek-atesli-cocuga-asprin-vermeyin%2F&amp;linkname=Y%C3%BCksek%20ate%C5%9Fli%20%C3%A7ocu%C4%9Fa%20asprin%20vermeyin">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1196/yuksek-atesli-cocuga-asprin-vermeyin/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1196/yuksek-atesli-cocuga-asprin-vermeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obezler şeker hastalığına daha yatkın</title>
		<link>http://smsmese.org/1194/obezler-seker-hastaligina-daha-yatkin/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1194/obezler-seker-hastaligina-daha-yatkin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:16:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1194/obezler-seker-hastaligina-daha-yatkin/</guid>
		<description><![CDATA[Doç. Dr. Atabek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olan, vücutta aşırı yağ depolanmasıyla ortaya çıkan enerji metabolizması bozukluğu olduğunu söyledi.
Çocukluk çağı obezitesinin oluşmasında değişik faktörlerin rol oynadığını, çocukluk çağı obezitesi olanların yüzde 80&#8242;ninin erişkin dönemde de obez kaldığını belirten Doç. Dr. Atabek, şöyle dedi:
&#8221;Obezitenin, ortaya çıkmadan veya başlangıç döneminde önlenmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/obez.jpg" alt="obez" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1193" />Doç. Dr. Atabek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olan, vücutta aşırı yağ depolanmasıyla ortaya çıkan enerji metabolizması bozukluğu olduğunu söyledi.<br />
Çocukluk çağı obezitesinin oluşmasında değişik faktörlerin rol oynadığını, çocukluk çağı obezitesi olanların yüzde 80&#8242;ninin erişkin dönemde de obez kaldığını belirten Doç. Dr. Atabek, şöyle dedi:<br />
&#8221;Obezitenin, ortaya çıkmadan veya başlangıç döneminde önlenmesi gerekiyor. Çocukluk çağında obezite, özellikle ruhsal ve fiziksel problemlere yol açan bir enerji metabolizması bozukluğudur. Çocukluk çağındaki obezitenin en büyük nedenleri ise beslenme bozukluğu ve hareketsiz yaşam tarzıdır.&#8221;</p>
<p>-ŞEKER HASTALIĞINA YAKALANMA RİSKİ YÜKSEK</p>
<p>Obezitenin kısa ve uzun vadede birçok hastalığa neden olduğunu, çok ciddi sorunlara yol açan bu durumun yaşam kalitesini ve süresini de olumsuz etkilediğini bildiren Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Obezlerin sağlıklı insanlara göre şeker hastalığına yakalanma riski daha fazladır. Bazı obez çocuklarda ergenlik dönemi öncesinde bile şeker metabolizması bozuklukları, yüksek kan basıncı, şeker hastalığı hatta damar sertliği belirtileri ortaya çıkabiliyor. Yapılan çalışmalarda, 3-8 yaş arası obez çocuklarda bile erken damar bozukluklarının ortaya çıktığı ve damar sertliğinin başladığı görülmüştür. Yaptığımız bir araştırmada atardamarların duvar kalınlıklarının obez çocuklarda, normal çocuklara göre daha büyük olduğunu tespit ettik.&#8221;</p>
<p>-PSİKOLOJİSİ BOZUK ÇOCUK KİLO VERMEKTE ZORLANIYOR</p>
<p>Doç. Dr. Atabek, obeziteyle gelen en önemli sorunlardan birinin de psikolojik problemler olduğunu vurgulayarak, &#8221;Özellikle okulda arkadaşları tarafından kendilerine değişik tavırlar takınılması, obez çocukların psikolojilerini bozmaktadır. Oysa kilo vermede çocuğun psikolojisi çok önemlidir. Eğer obez olan çocuğun psikolojisi bozuksa, kilo vermekte gerçekten zorlanır&#8221; diye konuştu.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1194%2Fobezler-seker-hastaligina-daha-yatkin%2F&amp;linkname=Obezler%20%C5%9Feker%20hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20daha%20yatk%C4%B1n">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1194/obezler-seker-hastaligina-daha-yatkin/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1194/obezler-seker-hastaligina-daha-yatkin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik sonrası diyet yapmayın</title>
		<link>http://smsmese.org/1192/hamilelik-sonrasi-diyet-yapmayin/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1192/hamilelik-sonrasi-diyet-yapmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:13:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1192/hamilelik-sonrasi-diyet-yapmayin/</guid>
		<description><![CDATA[Bayramoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınların hamilelik sırasında aldığı kilolardan şikayetçi olduklarını ve bu kiloları vermek için diyet uygulamak istediklerini belirtti.
Hamilelik sonrası diyet yapmanın, bebeğini emziren anneler için sakıncalı olduğuna dikkati çeken Bayramoğlu, &#8221;Doğum sonrası annelerde süt oluşumu için gereken enerji, hamilelik sırasında alınan kilolardan karşılanmaktadır. Bebekler süt emdikçe annenin göğsünde yeni süt oluşumu sürecektir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/hamile.jpg" alt="hamile" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1191" />Bayramoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınların hamilelik sırasında aldığı kilolardan şikayetçi olduklarını ve bu kiloları vermek için diyet uygulamak istediklerini belirtti.</p>
<p>Hamilelik sonrası diyet yapmanın, bebeğini emziren anneler için sakıncalı olduğuna dikkati çeken Bayramoğlu, &#8221;Doğum sonrası annelerde süt oluşumu için gereken enerji, hamilelik sırasında alınan kilolardan karşılanmaktadır. Bebekler süt emdikçe annenin göğsünde yeni süt oluşumu sürecektir ve böylece kilo verme sağlanacaktır. Doğru emziren ve ev içerisinde fiziksel aktivitesini sürdüren bir anne, diyete gerek duymadan hamilelik sırasında aldığı kiloları verebilir&#8221; dedi.</p>
<p>Doğum sonrasında süt oluşumunun hızlanması ya da artması için annelerin tatlıya yönlendirilmeye çalışıldığını ifade eden Bayramoğlu, &#8221;Hamilelik sonrası süt salımı, yaklaşık 700-800 mililitre kadardır. Tatlı besinler tüketmek, bunun artması ya da azalmasına sebep olmaz. Süt salımı ancak bebeğin düzenli süt emmesi ve annenin sıvı tüketiminin fazla olmasıyla mümkündür&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bayramoğlu, hamilelik sırasında 9-12 kilogram almanın normal olduğunu kaydederek, bir insanın günde 500-700 kalori alırken, hamilelikte bunun üzerine 700-800 kalori daha eklenerek beslenilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>-&#8221;ANNE BEBEĞİNİN BESLENMESİNE DE DİKKAT ETMELİ&#8221;-</p>
<p>Bayramoğlu, beslenme alışkanlığının çocuk yaşlarda oluşmaya başladığına, bu nedenle doğum sonrası annenin kendisine dikkat ettiği kadar bebeğin beslenmesine de dikkat etmesi gerektiğine işaret ederek, aksi halde bebeğin ileriki yaşlarda obezite sorunuyla karşılaşabileceğine belirtti.</p>
<p>Bebeklerin doğru emzirildiğinden emin olunması gerektiğini vurgulayan Bayramoğlu, bazı annelerin çocuklara su ya da şekerli su vererek bebeklerin süt ihtiyaçlarını artırmaya çalıştıklarını, ancak bebeklerin buna ihtiyacı olmadığını söyledi.</p>
<p>Bebeklerde 3 yaşına kadar yağ hücre sayısının oluşmaya başladığını ifade eden Bayramoğlu, &#8221;18 yaşına kadar alınan enerjinin azlığı ya da çokluğu vücut yapısını oluşturur ve ileriki yaşlarda bu vücut yapısı böyle devam eder. Çocuk yaşlarda kilolu olan bireylerin 3&#8242;te 2&#8217;si yetişkinlikte de kiloludur&#8221; dedi.</p>
<p>Çocukların doğru besinleri yanlış tükettiğini kaydeden Bayramoğlu, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Örneğin patates kızartması yerine, patatesi küçük dilimler halinde fırınlayıp üzerine domatesli sos uygulanırsa, bu patates cipsi lezzetinde ve doyurucu olacaktır. Hamburger yemek isteyen bir çocuk haftada 1 veya 2 kez yiyebilir. Öğün saatleri dışında vereceğiniz bir meyve dilimi bile, gelecek öğünde çocuğun iştahını bir nebze de olsa köreltecek ve daha az yemesine neden olacaktır.&#8221;</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1192%2Fhamilelik-sonrasi-diyet-yapmayin%2F&amp;linkname=Hamilelik%20sonras%C4%B1%20diyet%20yapmay%C4%B1n">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1192/hamilelik-sonrasi-diyet-yapmayin/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1192/hamilelik-sonrasi-diyet-yapmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserle ilgili korkunç tahmin&#8230;</title>
		<link>http://smsmese.org/1190/kanserle-ilgili-korkunc-tahmin/</link>
		<comments>http://smsmese.org/1190/kanserle-ilgili-korkunc-tahmin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:03:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>medefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://smsmese.org/1190/kanserle-ilgili-korkunc-tahmin/</guid>
		<description><![CDATA[Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu (TKASK) Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, dünyada her yıl 12 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve 7.6 milyon kişinin kanserden yaşamını yitirdiğini belirterek, &#8221;Önlem alınmazsa dünya genelinde 2030&#8242;da 26 milyon yeni kanser vakasına ve 17 milyon ölüme ulaşılacağı tahmin edilmektedir&#8221; dedi.
Kutluk, 4 Şubat Dünya Kanser günü dolayısıyla AA muhabirine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://smsmese.org/wp-content/uploads/2010/02/kanser.jpg" alt="kanser" width="296" height="220" class="alignleft size-full wp-image-1189" />Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu (TKASK) Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, dünyada her yıl 12 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve 7.6 milyon kişinin kanserden yaşamını yitirdiğini belirterek, &#8221;Önlem alınmazsa dünya genelinde 2030&#8242;da 26 milyon yeni kanser vakasına ve 17 milyon ölüme ulaşılacağı tahmin edilmektedir&#8221; dedi.</p>
<p>Kutluk, 4 Şubat Dünya Kanser günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye&#8217;de her yıl 200 bin yeni kanser vakasının ortaya çıktığını vurgulayarak, kanserin, korunabilir, erken tanınabilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Dünya Kanser Savaş Örgütü (UICC) Yönetim Kurulu üyesi de olan Kutluk, bu yıl tüm dünyada, 100&#8242;den fazla ülkede 300&#8242;ün üzerinde üye kuruluşu bünyesinde toplayan kansere karşı küresel savaşta en önde gelen uluslararası sivil toplum kuruluşu olan UICC önderliğinde &#8221;Kanser önlenebilir&#8221; sloganı ile kampanyalar yapıldığını söyledi.</p>
<p>Dünyada her yıl 12 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve 7.6 milyon kişinin kanserden yaşamını yitirdiğini belirten Kutluk, &#8221;Önlem alınmazsa, dünya genelinde 2030&#8242;da 26 milyon yeni kanser vakasına ve 17 milyon ölüme ulaşılacağı tahmin edilmektedir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kanserlerin yüzde 40&#8242;ının potansiyel olarak önlenebilir olduğuna dikkati çeken Kutluk, bu nedenle kansere yakalanma riskini artıran faktörlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Kansere neden olan etmenlerin başında tütün ve tütün mamullerinin kullanımının geldiğini, alkol tüketimi, sağlıksız ve dengesiz beslenme ile birlikte hareketsiz yaşamanın çok önemli olduğunu ifade eden Kutluk, &#8221;Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı, aşırı güneşe maruz kalma ve obezite ile ilişkili kanserler, bu risk faktörlerinden kaçınılması yanında sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite gibi sağlıklı yaşam davranışlarının benimsenmesi ile önemli ölçüde azaltılabilmektedir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>-ÇOCUKLAR KANSER KISKACINDA-</p>
<p>Tüm kanserlerin üçte birinin tütünle ilişkili olduğunu vurgulayan Kutluk, akciğer kanserlerinin yüzde 80-90&#8242;ının ve kanserden ölümlerin üçte birinin nedeninin tütün ve tütün ürünleri olduğunu söyledi. Kutluk, &#8221;Tütün ürünlerinin neden olduğu kanserler arasında akciğer kanserlerinden başka baş-boyun, gırtlak, mesane, böbrek, pankreas ve mide kanserleri de bulunmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Tütün mamullerinin kullanılması kadar pasif içiciliğin de kansere yol açtığına dikkati çeken Kutluk, bu durumdan en çok çocukların etkilendiğini söyledi.</p>
<p>Kutluk, tütün dumanının, kısa süreli havalandırmayla odadan çıkmadığını, eşyalara, duvarlara, giysilere işlediğini belirtti. Türkiye&#8217;de sigaraya başlama yaşının 10&#8242;a düştüğünü ifade eden Kutluk, gençlerin ve çocukların yüzde 30&#8242;unun sigara içtiğini, gençlerin ve çocukların yüzde 80-90&#8242;ının ise özellikle evlerinde sigara dumanına maruz kaldığını dile getirdi. Kutluk, dünyadaki 1.5 milyar çocuktan 750 bininin pasif içici olduğunu, Türkiye&#8217;de de çocuklarda pasif içiciliğin yüzde 80&#8242;lere ulaştığını söyledi.</p>
<p>Dünyada her yıl yaklaşık 160 bin, Türkiye&#8217;de ise 3 bin çocuğa kanser tanısı konduğuna ve bunlardan yüzde 80&#8242;inin tedavi edilebildiğine dikkati çeken Kutluk, &#8221;Dünyada kansere yakalanan 160 bin çocuğun 90 bininin kurtarılabileceği halde hayatını kaybettiği unutulmamalı&#8221; dedi.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde kanserli her 4 çocuktan 3&#8242;ünün teşhisten sonraki 5 yıl içinde sağlığına kavuştuğunu belirten Kutluk, gelişmekte olan ülkelerde kanser teşhisi konulan her 2 çocuktan birinin geç teşhis konması ya da tedavi görme şansı bulamaması nedeniyle yaşamını yitirdiğini bildirdi.</p>
<p>Kutluk, çocuklarda görülen kanser türleri arasında ilk sırayı löseminin aldığını ve Türkiye&#8217;de görülen 3 bin çocukluk çağı kanserinin 4&#8242;te birini löseminin oluşturduğunu anlattı.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fsmsmese.org%2F1190%2Fkanserle-ilgili-korkunc-tahmin%2F&amp;linkname=Kanserle%20ilgili%20korkun%C3%A7%20tahmin%26%238230%3B">Paylaş!</a><img src='http://ver.io/icon.png' style='text-decoration:none'> <a target='_blank' href='http://www.ver.io/shorten?url=http://smsmese.org/1190/kanserle-ilgili-korkunc-tahmin/'>Ver.io</a> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://smsmese.org/1190/kanserle-ilgili-korkunc-tahmin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
